Miras Hukuku
Mirasın Hükmen Reddi Nedir? TMK m. 605 ve Yargıtay Uygulaması
Mirasbırakanın borca batık terekesi mirasçıyı otomatik korur mu? TMK m. 605/2 uyarınca mirasın hükmen reddinin şartlarını, ispat yükünü ve konuya ilişkin Yargıtay kararlarını inceliyoruz.

Mirasın Hükmen Reddi: Borca Batık Bir Terekede Mirasçının Hukuki Durumu Nedir?
Bir yakınının vefatıyla birlikte, mirasçılar açısından hem duygusal hem de hukuki bir süreç başlar. Türk hukukunda miras, mirasçıların herhangi bir talepte bulunmasına gerek kalmaksızın, ölüm anı itibarıyla kendiliğinden onlara geçer; buna öğretide külli halefiyet ilkesi denir. Ancak bu otomatik geçiş yalnızca mirasbırakanın mal varlığını değil, borçlarını da kapsar. Peki mirasbırakan, ölümü sırasında ödeyemeyeceği borçlar bırakmışsa ve mirasçılar bu konuda hiçbir işlem yapmamışsa hukuki durum nedir? Türk Medeni Kanunu, tam da bu ihtimal için özel bir düzenleme öngörmüştür: mirasın hükmen reddi. Bu yazıda, gerek Türkiye'de ikamet eden gerekse yurt dışında yaşayıp Türkiye'de miras hakkı veya mal varlığı bulunan kişilerin sıklıkla karşılaştığı bu müesseseyi, ilgili kanun hükümleri ve yüksek mahkeme kararları ışığında ele alıyoruz.
Mirasın Hükmen Reddinin Yasal Dayanağı
Konunun temel dayanağı, Türk Medeni Kanunu'nun "Ret hakkı" başlıklı 605. maddesidir. Maddenin birinci fıkrası genel kuralı koyar:
"Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler." (TMK m. 605/1)
Maddenin ikinci fıkrası ise, öğretide "hükmi ret" olarak da adlandırılan mirasın hükmen reddinin dayanağını oluşturur:
"Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır." (TMK m. 605/2)
Bu hüküm bir kanuni karine niteliğindedir. Yani mirasçının ayrıca bir irade beyanında bulunmasına, mahkemeye başvurmasına ya da herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmaksızın, kanunun aradığı iki şarttan biri gerçekleştiğinde miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır.
İki Şart: "Açıkça Belli Olma" ve "Resmen Tespit Edilme"
TMK m. 605/2, hükmi reddin doğması için iki alternatif ölçüt öngörmektedir:
Açıkça belli olma: Mirasbırakanın ödeme güçsüzlüğünün, en azından yakın çevresi tarafından zaten biliniyor olmasıdır.
Resmen tespit edilmiş olma: Mirasbırakan hakkında bir icra takibi sonucunda aciz vesikası düzenlenmiş ya da iflasına karar verilmiş olmasıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, bu iki ölçütün somut olayda nasıl uygulanacağını istikrarlı biçimde şu şekilde açıklamaktadır:
"Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2)... İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir." (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, T. 01.10.2020, E. 2016/15626, K. 2020/5721)
Aciz vesikası bulunmadığı hallerde ise mahkeme, mirasbırakanın ölüm tarihindeki mal varlığını bankalar, tapu müdürlüğü, trafik tescil müdürlüğü ve vergi daireleri nezdinde araştırarak terekenin gerçekten borca batık olup olmadığını tespit eder.
Gerçek Ret ile Hükmi Ret Arasındaki Temel Fark: Süre
Mirasçının iradi beyanına dayanan "gerçek ret", TMK m. 606 uyarınca belirli bir süreyle sınırlıdır:
"Miras, üç ay içinde reddolunabilir." (TMK m. 606/1)
Hükmi rette ise böyle bir süre söz konusu değildir; karine kendiliğinden işlediği için mirasçının üç aylık süre içinde harekete geçme zorunluluğu bulunmaz. Uygulamada, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemek amacıyla, terekenin borca batık olduğunun ve hükmi red şartlarının gerçekleştiğinin mahkemece tespiti talep edilebilir. Yargıtay, bu tespit davasının herhangi bir süreye bağlı olmadığını açıkça vurgulamıştır:
"...istek; mirasın kayıtsız şartsız reddine ilişkin olmayıp, mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin tespiti, bu sebeple mirasın hükmen reddine (TMK m. 605/2) ilişkindir. Bu davanın açılması için kanunda bir süre öngörülmemiş olup her zaman açılması mümkündür." (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, T. 24.03.2011, E. 2011/3472, K. 2011/5234)
Tespit Davasının Tarafları ve Yetkili Mahkeme
Terekenin borca batık olduğunun tespitine ilişkin davalar, mirasbırakanın alacaklılarına karşı açılır; zira bu tespitin doğrudan sonucu, alacaklıların o mirasçıdan talepte bulunamamasıdır. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının (alacaklının) yerleşim yeri mahkemesidir. Yargılama sırasında birden fazla alacaklının ortaya çıkması hâlinde davaya dâhili davalıların katılması sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Mirasçı "Kabul" Sayılan Bir Davranışta Bulunursa Ne Olur?
Hükmi red karinesinin işleyebilmesi için mirasçının, mirası kabul anlamına gelebilecek bir davranışta bulunmamış olması gerekir. TMK m. 610/2 bu sınırı şöyle çizer:
"Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez." (TMK m. 610/2)
Bu hüküm, kanunun sistematiğinde ret hakkına ilişkin genel bir sınırlama olarak yer aldığından, hem gerçek ret hem de hükmi ret bakımından gözetilmesi gereken bir ölçüttür. Bir başka deyişle, tereke borca batık olsa bile mirasçı, mirasbırakanın taşınmazında oturmaya devam etmek, tereke alacaklarını tahsil etmek ya da tereke mallarını kendi adına devretmek gibi "sahiplenme" niteliğindeki işlemler yaparsa, hükmi red hakkını kaybedebilir.
Hükmen Reddin Sonuçları
Hükmi red, hukuki sonuçları bakımından gerçek retle aynı kategoridedir. TMK m. 611/1 bu sonucu düzenler:
"Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer." (TMK m. 611/1)
Yani hükmi red gerçekleştiğinde, reddeden mirasçı sanki mirasbırakandan önce vefat etmiş gibi işlem görür ve payı diğer mirasçılara ya da alt soyuna intikal eder.
Mirasçılık Belgesi Talep Edilebilir mi?
Sıkça karşılaşılan bir soru da, mirası reddeden kişinin mirasçılık belgesi (veraset ilamı) talep edip edemeyeceğidir. Yargıtay, mirasın reddinin kişinin mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmadığını, sadece terekenin paylaşımı aşamasında gözetilmesi gereken bir olgu olduğunu belirtmiştir:
"Mirasın reddi ilgili kişinin mirasçılık belgesi istemesine engel bir neden olmadığı gibi, ilgili kişinin mirasçılık sıfatını da ortadan kaldırmaz." (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, T. 20.01.2020, E. 2016/12358, K. 2020/553)
Dolayısıyla mirası reddeden bir mirasçı da dâhil olmak üzere, tüm mirasçıları ve miras paylarını gösterir şekilde mirasçılık belgesi düzenlenir; belgede yalnızca ilgili kişinin mirası reddettiği ve bu durumun paylaşımda dikkate alınacağı belirtilir.
Yurt Dışındaki Mirasçılar ve Türkiye'de Mal Varlığı Bulunanlar İçin Önemli Bir Not
Türk miras hukukunda halefiyet ilkesi, mirasçının Türkiye'de ikamet edip etmediğine bakılmaksızın işler. Bu nedenle yurt dışında yaşayan ve Türkiye'de mal varlığı ya da miras hakkı bulunan kişiler, mirasbırakanın Türkiye'deki borçlarından da – aksi ispatlanmadıkça – sorumlu tutulabilir. Uzakta yaşamak, mirasbırakanın mali durumunu takip etmeyi güçleştirdiğinden, yurt dışındaki mirasçıların bu konuda özellikle dikkatli olması ve gerekli hukuki değerlendirmeyi vekil aracılığıyla vakit kaybetmeden yaptırması önem taşır.
Sonuç
Mirasın hükmen reddi, mirasçıyı borca batık bir terekenin sonuçlarından koruyan, kendiliğinden işleyen ama şartları somut olay bazında titizlikle değerlendirilmesi gereken bir müessesedir. TMK m. 605/2'de aranan iki şarttan birinin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, mirasbırakanın ölüm tarihindeki aktif-pasif durumunun doğru tespitine bağlıdır; bu değerlendirme özellikle taşınmaz, banka hesabı veya yurt dışı unsuru bulunan miraslarda karmaşıklaşabilir. Karinenin var olması, mirasçının ileride bir uyuşmazlıkla karşılaşmayacağı anlamına da gelmez – nitekim uygulamada, hükmi red şartları gerçekleşmiş görünse dahi, olası ihtilafları önlemek adına mirasın ayrıca ve açıkça reddedilmesi tavsiye edilmektedir. Bu nedenle, mirasbırakanın borç durumu net değilse, somut olayın hukuki bir değerlendirmeden geçirilmesi isabetli olacaktır.
Kaynakça
Mevzuat
Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı), TMK m. 605, 606, 610 ve 611 — mevzuat.gov.tr
Yargı Kararları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, T. 24.03.2011, E. 2011/3472, K. 2011/5234 (hükmi red – süreye tabi olmama) — Karara ulaşmak için tıklayınız
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, T. 01.10.2020, E. 2016/15626, K. 2020/5721 (ödemeden aczin tespiti kriterleri) — Karara ulaşmak için tıklayınız
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, T. 20.01.2020, E. 2016/12358, K. 2020/553 (ret hâlinde mirasçılık belgesi) — Karara ulaşmak için tıklayınız
Uyarı:
Daha fazla...

16 Eyl 2026
Türkiye'de Mirasa Hangi Hukuk Uygulanır? Yabancılar İçin Saklı Pay Rehberi
Türkiye'de taşınmazı olan ya da bir Türk vatandaşından miras kalan bir yabancıysanız, MÖHUK ve Türk Medeni Kanunu'nun nasıl uygulanacağını yazımızda bulabilirsiniz.

12 Eyl 2026
Sözleşmede Kira Artış Maddesi Yoksa Ne Olur?
Kira sözleşmenizde artış hükmü yok mu? TBK m.343-346 uyarınca kira artışının hangi oranla ve hangi usulle talep edilebileceğini güncel Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.

20 Ağu 2026
Türkiye'deki Yeni Mukimler İçin 20 Yıllık Vergi Muafiyeti | Yabancı Kaynaklı Gelir
Yeni yürürlüğe giren değişiklikle birlikte Gelir Vergisi Kanunu, kapsamında yurt dışı kaynaklı gelirlerini 20 yıl süreyle gelir vergisinden muaf tutmak mümkün hale gelmiştir..